Ben Kimim?

BEN KİMİM?

Zaman zaman özelden zaman zaman da genelden bazı arkadaşlarım bana kim olduğumu soruyorlar..Elbette benim eğitim düzeyimi değil muhtemelen benim kişiliğimi,İdeolojimi ve Siyasal görüşümü sorgulamak istiyorlar. Belki de ruhsal yapımı da sorgulamak ve öğrenmek istiyor olabilirler.. Bir iki arkadaşım “nihayet senin MHP’li olduğunu öğrendik”” Hocam ne yaptın rengini belli ettin” diye not yazmış.. Bir diğeri de “sağdan sola geçtiğimi, fikirlerimin dans ettiğini, tutarsız olduğumu ima etmiş”. Ayrıca “faşistlik” veya “münafıklık” “dik durmamak” ile suçlayanlar da oldu. Bazı arkadaşlarım da “dini motiflerin, dini öğelerin ve dini duyguların tartışılması”nın gereksiz olduğunu, bir bilim adamı olarak bu kulvardan çıkmam gerektiğini İma etmişlerdi. Diğer bazı arkadaşlarım da “sadece mesleğimle ilgili konuları yazmamın doğru olacağını diğerlerini başkalarına bırakmam gerektiği” şeklinde yorumlarda bulundular..Kimileri de lütuf ederek “sert görünümlü olmama rağmen duygusal ve babacan bir insan”olduğumu belirtmişler.

Hakkımda yazılan yanlış bilinenleri doğruya çeviren bir yazı yazmam gerektiğini düşündüm.Ancak insanın kendisini tanımlaması ve anlatması ne kadar objektif olur diye de düşünmeden edemedim..Kendimi tanımlarken elimden geldiğince objektif olmaya çalışacağım.. Bakalım ne kadar başarılı olacağım;

Ortaokul ve Lisede solcu öğretmenlerin himayesinde yetişen hem sporla hem de derslerinde uğraşan bir kişiydim.. Sporcu kimliğim nedeniyle solcu öğretmenlerle yakın temasımız olmuştu ve onlardan çok şeyler öğrenmiştim..insanlık, dostluk ve kişiliğin önemli bir kısmını onlardan öğrenmiştim..1970 yılından sonra ülkücü olmuştum.. düşünce ve davranış itibari ile değişik bir ülkücüydüm.. Şiddet uygulayan adam öldüren, kafatasçı olarak bilinen Ülkücü hiç olmamıştım.. Gerçek ülkücüler de benim düşünce yapımda olan insani değerleri yüksek; mecbur bırakılmadıkça vurduyu kırdıyı sevmeyen kişilerdi.. Ülkücü dediğimiz zaman Türk-İslam sentezini ve Turancılığı benimseyen kişidir.. Ülkümüz devletimizi ve milletimizi sevmek, çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak vatanımızı bölmek isteyenlere karşı tavizsiz bir şekilde mücadele etmekti.. Halen aynı düşüncelerim devam etmektedir ancak 1970’-1980 yılları arasındaki Ülkücülük anlayışımız da elbette değişiklikler olmuştur..

Makam mevki ve menfaat uğruna kulvar değişikliği yapmış,devşirme sözde ülkücülerle işimiz olmaz..

Eskiden komünist dediğimiz bölücü olmayan sosyal demokrat ve solcularla aynı çizgiyi paylaşır konuma geldik.. yani iyi bir ülkücü ve aynı zamanda iyi bir yurtseverim.Ülkücü olup şimdilerde ümmetçi Arap sevici olanları da gördüm, eskiden komünist dediğimiz aşırı solcu gibi olanları da gördüm.. İnsanoğlunda bedensel yapı değişikliği gibi fikir bazında da değişiklikler olabilir ama çok büyük değişikliklerin olması düşündürücüdür..

Bölücüler ve Türk düşmanlarıyla işimiz olmaz.. Türkü düşman gören, bölücülük yapanlar ister PKK lı,ister Arap,ister batılı olsun bizim için farketmez onlar bizim düşmanımızdır.

Benim için yaratan yani Cenabı Allah, Kur’an-ı Kerim ve peygamberimiz hazreti Muhammet(SAV) önemlidir. İndirilmiş dine değil uydurulmuş dini yaşayan sözde Müslümanlar, şıhlar, hocalar, şalvarlı ve takkeliler benim için önemsizdir..Aracısız olarak Müslümanlığını yaşayan, beynini kiraya vermeyen gerçek Müslümanlar benim için önemli ve saygındırlar. Tüm insanlığın-İslam aleminin, Çocuklarımızın ve geleceğimizin bu tip insanlara ihtiyacı vardır.Dış güçlerin maşa olarak kullandığı sözde Müslümanlar Arap sevicidirler ve Türklerden hoşlanmazlar..

Bu ülkenin İleriye doğru gitmemesi tam aksine geriye doğru gitmesinin en önemli nedeninin cemaatlerin ve tarikatların olduğunu bilirim.. yüzyıllar boyudur bu gurupları Türklere karşı kullananların başta İngilizler ve diğer art niyetli ülke örgütlerinin olduğunu da bilirim.Bunlardan kurtulmak zorunda olduğumuzu her fırsatta ifade etmişimdir.. herkes gibi ben de ülkemi çok seviyorum; bu ülkeye katkıda bulunan, gelişmemizi sağlayan toplumumuzun refahına refah katan herkese binlerce teşekkür ediyorum; Allah onlardan razı olsun diyorum.

Küçüklüğümden beri orucumu tutarım Cuma ve bayram namazlarımı kaçırmamaya çalışırım zaman zaman da vakit namazlarını özellikle de sabah namazlarını kılmaya çalışırım.. İki defa umre bir defa da hac ziyaretini yapmış biriyim.. müslümanım ama çok iyi bir mümin olmadığımı biliyorum..Allah günahlarımızı affetsin ve bağışlasın..gece gündüz namaz kılıp,oruç tutan ibadet yapan ama hırsızlıktan, namussuzluktan, hak yemekten geri durmayan insanlardan daha iyi olduğumu düşünüyorum..Şimdilik bu yaşantımdan da memnunum

Mesleğimde oldukça titiz biriyim.. ameliyatı hazırladığım veya ameliyatını yaptığım hastayla ilişkim bitinceye kadar tabiri caizse onunla yatar onunla birlikte kalkarım.. yaptığım ameliyat gece rüyalarıma girer.. 4O senedir ameliyatlara girerim ve her ameliyatta saçımızdan ameliyat ortamına kıl düşmesin diye kafamıza kep ve bizden hastaya mikrop bulaşmasını diye ağzımızı burnumuzu örten maske takarız.. Bu maskeyi bazen 30 dakika bazen 3 saat bazen 5 saat bazen 10 saat süren ameliyatlarda hiç çıkarmadan takarız.Benim en uzun süre yaptığım ameliyat 23 saat sürmüştü ve o süre boyunca maskemi takmak zorunda kalmıştım..Şimdilerde Pandemi nedeniyle maskeyi takmak istemeyen kişilerin nefes alamadıklarını, bunaldıklarını söylemelerini anlamakta zorluk çekiyorum.

Bana hasta olarak başvuran kişiyi bir bütün olarak kabul ederim; sistemik muayenesini yaparım beni ilgilendirmeyen konular dahi olsa onu yönlendirir ve takip ederim, hasta benimle İrtibatını kesmedikçe tedavisi sona ermeden onu bırakmamaya çalışırım. Hastayı muayene ederken veya ameliyata hazırlarken cebinde kaç para var diye araştırmam.. İlgimi de çekmez

Her insanı makam ve mevkisine bakmadan severim ve saygı duyarım.. Benim için hamal,temizlik işçisi, Şöför, Çiftçi doktor mühendis, öğretmen gibi mesleklerin ve onun İcra edenlerin hepsi değeli ve aynı saygınlıktadır..

Hemen hemen her gün WhatsApp‘tan 10-20 arasında tahlil gönderilir ve sonuçlarını benden öğrenmek isterler.. Bu son derece yorucu bir iştir. Tahlilleri okumak, filmleri izlemek gözleri iyi görmeyen kişiler için son derece külfetlidir.. Türk milletinin vergileriyle okumuş bir insan olarak elimden geldiğince bu kişileri de kırmamaya çalışırım..

Yüz hatlarım itibarıyla sert görünümlü ancak çok duygusal insan olduğum da söylenir..Bazı hasta ve Hasta sahiplerinin bana “Deli Necmi “diye hitap ettiğini de duymuşumdur.Benim duyduğumu hissettikleri zaman “ya hocam sen mesleğinin delisisin” diyerek durumu kurtarmaya çalışırlar ..Böylece ben de sakinleşmiş olurum!!!!Beni eleştiren yanlışlarımı söyleyen kişilere karşı hakaret içermediği müddetce herhangi bir müdahalem ve cevabım olmaz..

Lisede hocalarım kompozisyonumun iyi olduğunu söylerdiler;Muhtemelen ondan cesaretle yazı yazıyorum.. yazılarımı beğenen arkadaşlar olduğu zaman da mutlu oluyorum.. kendi mesleğinden başkasını yazma diyenlere de saygı duyuyorum.. ancak şunuda belirtmeden geçemiyorum; Bu ülkede doktor olmayan sağlık bakanları olduğunu, yine sağlıkla ilişkisi olmayan çok kişinin personel veyahutta tedavi kurumları genel müdürlüğü yaptığını ;hatta müsteşar bile olduğunu biliyoruz. Ülkenin sayılı kurumlarından biri olan TÜBiTAKın başına oturtulan kişinin kimliğini hepiniz biliyorsunuz.Sağlık Bakanlığı kanserle savaş daire başkan yardımcılığına sağlıkla ilgisi olmayan biri oturursa, Milli Eğitim Bakanlığı gibi çok önemli bir Bakanlığın başına öğretmen veya eğitmen kökenli olmayan kişiler görevi yaparsa benim de bu yazıları yazma hakkım vardır diye düşünürüm..

Sizlerin affına sığınarak ”kim olduğumu” merak eden arkadaşlar için özelimin bir kısmını da içeren bu notu yazmak zorunda kaldım umarım yararlı olmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

thirteen − eleven =