Yapay Zeka ve Robotik Sistem Dünyanın Sonu mu?

Stephen Hawking, Einstein’dan sonra dünyanın en büyük fizik, matematik ve kozmoloji(Uzay)bilim adamı kabul ediliyor.. 1942 ile 2018 yılları arasında yaşayan Hawking, yirmili yaşlarda Amyotrofik Lateral Skleroz(ALS) hastalığına yakalanır ve iki sene ömrü kaldığı söylenir.Ancak o kimseyi dinlemez hemen evlenir ve üç çocuk sahibi olur; Şansı yaver gider ve hastalığı yavaş ilerler.. daha sonra kaslarını hareket ettiremeyen ve yürüyemeyen Hawking Önünde bilgisayar olan özel bir aygıta hareketlerini sağlar.. 1986 yılından sonra sadece hareketli olan sol elin hareketini ve sesini de kaybeder.. Bu hastalığın gereği beyin fonksiyonlarını kaybetmez,Beyin fonksiyonları tıkırtıkır çalışır.. araştırmalarına konferanslarına bu haliyle devam eder.. Sol elin çalıştığı dönemlerde bilgisayarına yazmış olduğu yazıyı sese dönüştürebilen Ekolayzer sistemini kullanıyordu, vücudundaki hiç bir kas çalışmayınca düşüncelerini ekrana yazdıran ve sese dönüştüren sistem geliştirildi.. ne hazindir ki bu sistemlerin geliştirilmesi de onu komutları ile yapılmıştır..Böylece Yapay zekanın önü de açılmıştır..

Stephen Hawking Yeryüzündeki yaşamın, aniden çıkabilecek bir nükleer savaş, genetiği değiştirilmiş bir virüs gibi felaketler ve giderek artan başka tehlikelerle yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu,İnsanoğlunun uzaya gitmediği sürece bir geleceği olduğunu sanmadığını bu yüzden, insanların uzaya ilgi duymasını teşvik etmek istediğini söylüyordu..Digital sistem ,yapay zeka ,Robotik sistem ve teknolojiyi kötü yönde kullanmak isteyenlerin dünyanın başına bela olacağını ifade ediyordu.,

Stephen Hawking, ABD başkanı Donald Trumpın küresel ısınmayı önlemek için yapılan Paris antlaşmasından çekilmesinin Çok büyük tehlike olduğunu İfade etmişti.Bu antlaşmanın bozulmasından sonra Dünyanın karbon salımları nedeniyle Venüs gezegenindekine benzer bir sera etkisiyle 250 dereceye kadar ısınabileceği ve gökten sülfürik asit yağabileceği uyarısında bulundu..Benzer senaryolar nedeniyle insanlığın soyunu devam ettirmek için başka bir gezegenin kolonileştirmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Hawking,Bigbang, kuantum fiziği ve karadelikleri içeren Hawking radyasyon teorisine göre dünyanın ömrünün 2600 senesinde sona ereceği ve kıyametin kopacağını ifade etmekteydi.

Hawking’in Açıklamalarından sonra
Sapiens ve Homo Deus adlı kitaplarıyla son döneme damgasını vuran Yahudi asıllıTarihçi Yazar Yuval Noah Harari’nin Davos Zirvesi kapsamında yaptığı konuşmada Biyoloji ve Verinin bugünkü bilişim kapasitesiyle bir araya getirildiği zaman oluşabilecek olan tehlikelere dikkat çekti.(Alıntı) Bu bağlamda İnsan oğlunun son nesli olabileceğimizi, bedenimizin ve zihnimizi yeniden inşa edileceğini,
Tekstil, otomobiller ya da silahlar değil; yeni bedenler ve zihinler geliştirileceği
Yaşamın neye dönüşeceğini veriyi yönetenler belirleyeceği,veriyi kontrol edenler sadece insanlığın değil, yaşamın geleceğini belirleyeceğini belirtmiştir..

Verinin kontrolü az sayıda insanın eline geçerse insanlık sınıflara değil, farklı türlere ayrılacak. Veri çok önemli; çünkü, bugün sadece bilgisayarlara değil, organizmalara da müdahale edebiliyor, onları bir anlamda ‘hack’ edilebiliyor. İnsanı hack etmek için güçlü sistemlere ve bol miktarda veriye ihtiyac var.
Bedenin nasıl çalıştığına dair bilgilere sahip olunması gerek.. Bugüne kadar kimse insanı hack etmek için ihtiyaç duyulan veriye ve cihaza sahip değildi. Vatandaşların her adımını, her detayını istihbarat ağlarıyla takip eden devletler dahi bu verileri işlemek ve anlamlandırmak için gereken güçten mahrumdu.
Bugün bu değişiyor.Makine öğrenimi ve yapay zeka ile biyoloji ve beyin bilimi konusundaki gelişmeler insanı çözmemizi sağlıyor.

İnternette dolaşırken, sosyal medyada vakit harcarken ya da video izlerken algoritmalar göz hareketlerimizi, kalp atışlarımızı, zihin aktivitelerimizi takip ederek bizi profilleyebilecek.Reklamlar bize ürünlerini pazarlarken cinsel eğilimlerimizi dahi bilerek kişiselleştirme yapacaklar.Biz bunun farkında olmayacağız ancak onlar olacaklar.Bizim tutkularımızı okuyup ona göre teklifler sunacaklar ve tedaviler düzenleyecekler

Bu çağ bir ‘dijital diktatörlük’ yaratabilir.
Demokrasi bilgiyi farklı kurumlara dağıtarak karar mekanizmaları yaratabilir.Diktatörlüklerse bütün bilgi ve gücü tek noktada yoğunlaşarak işleri yürütür.21.Yüzyıl’daki yapay zeka ve makine öğreniminin ortaya çıkardığı güç, demokrasinin üstünlüğünden yana duran ibreyi diktatörlüklere doğru çevirebilir..
Demokrasi merkezi veri işlemeyi mümkün kılan yapılara uyum sağlayamazsa insanlar dijital diktatörlüklerin boyunduruğu altına girebilir.Bugün dahi teknolojileri kullanan demokratik görünümlü (ABD, İsrail gibi) ülkelerin bu tip yapılar kurmak için çalıştığını gözlemliyoruz.Verinin kontrolü bir elit grubun dijital diktatörlüklerden daha radikal yapılar ortaya çıkarmasına yol açabilir.Bu elitler insan bedenine hükmetme yeteneğiyle yaşamın geleceğine karar vermeye yönelebilir.Bilim, doğal evrim süreçlerini akıllı tasarıma aktarma görevini üstleniyor.Bu tasarım, bulutlardaki Tanrı’nın değil; bulut sistemlerini kullanan IBM, Microsoft gibi şirketlerin aklını temel alıyor.

4 milyar yıllık organik yaşam”dan akıllı tasarımın şekillendireceği inorganik yaşama sürükleniyoruz.Verinin kimin elinde bulunduğu bu yüzden her zamankinden daha önemli.
Bu konuda bir şeyler yapma sorumluluğu devletlere, politikacılara yüklemek de akıllıca değil çünkü onlar da yeterince güvenilir değiller.Verinin sahipliği konusunda bilimcilere, hukukçulara, filozoflara hatta şairlere danışmamız gerek. Bu sadece insanlığın değil tüm yaşamın geleceğini ilgilendiren bir açmaz.

Bu sorun, önümüzdeki 10-20 yıl içinde gündemimize gelecek. 200 yıl sonra zaten bugünkü anlamda insanların kalacağını sanmıyorum.Bambaşka bir tür ortaya çıkacaktır.Bugün insanların çoğu, “veri” denince ne satın aldığı, hangi linke tıkladığını düşünüyor ancak esas önemli olan biyolojik veriler.Hack edilecek tek şeyin bilgisayarlar olduğunu sanıyorlar ancak beden çok daha büyük bir hedef. Asıl hedef beyindir.
İsrail, Batı Şeria’da dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir takip sistemi inşa ediyor. İnsanların her anlamda her adımını kontrol etmeye çalışıyor.Çin, Kuzey Kore ve ABD de öyle.Yarın bir akıllı bileklik veya chip takmaya mecbur kalacağımız yapılarda işler daha da değişecek. Sokakta liderinizin posterini gördüğünüzde ne hissettiğinizi merkeze rapor edecek tarzda sistemlerden söz ediyorum.

En büyük çelişkileri sağlık alanında yaşayacağız.Mahremiyet ile iyi hizmet arasında tercihler yapmamız gerekecek.Daha iyi bir teşhis ve tedavi için bedenimizde ve beynimizde olan bitene yönelik yetkiler vereceğiz.Sanıyorum sağlık kazanacak. İnsanlar daha iyi sağlık için mahremiyetlerinden vazgeçecek.
Hatta bazı ülke ve durumlarda bu mecburi olacak.Daha iyi şartlarda bir sigorta istiyorsanız bu verileri vermeniz gerekebilecek.

Geçmişte Geniş ve verimli arazilerin ve endüstri devrindeki makinelerin önemi kalmadı artık..Çok sayıda makinanın az sayıda insanın hizmetine girmesi insanlar arasında sınıfları doğurmuştu . Sermaye ve işçi sınıfı böyle doğmuştu. Şimdilerde küçük hatta gözle görülmeyen kamera ve dijital sistemlerle Her türlü görüntü ve bilgi aktarımı yapılabildiği gibi herkesin özel yaşantısı, hareketleri ve düşünceleri takip edilebiliyor..

En tehlikelisi de yapay zeka ve buna bağlı olarak robotik sistemler oluşturulacak olan yaşantı.. ABD,Suudi Arabistan ve Rusya Suudi Arabistanın güney batısında kurulması planlanan yapay zekayla oluşturulacak olan robotik şehri planlamışlar bile..Kim bilir belki de ilerde sadece yapay zekaya değil insanların organları da değiştirilebilecek..
esas önemli olan konu;bugün mevcut olan insan oğlunun zekası ve organlarıyla yapılması planlanan yapay zekalı robotların mücadelesi ve savaş olacak mı? robotları kontrol eden bir grup veya bir kişi dünya hakimiyetini elde edebilecek mi?

Eğer amaç buysa olmaz olsun böyle bilim ve teknoloji..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

thirteen − nine =